28 Şubat 2007

... bilmezdim ...

lise zamanlarımda (Antalya Anadolu Lisesi) hocalarımdan efsane fizikçimiz yarıkkaya hocamın (cümle de bayaa devrildi;p) efsanevi soruları vardı. bayaa kazık, yaratıcı, sadece konuyu anlayanın yapabileceği guzel sorulardı. ve aşırı orjinal sorulardı, sineğin uçmasından tutun atlet memedin hikayelerine...atlet memed yazılılardaki fix kahramandı. genelde her yazılıda o karakterli bir soru bulunurdu(özellikle dinamik konusundaki sorularda) eski sorulardan bazılarında buz pisti üzerinde atlet memed ve katarina witt kayardı. ben o zamanlar atlet memed gibi katarina witt'i de hayali bir kahraman sanardım. geçen buzda dans isimli programın tanıtımında ünlü buz patenci katarina witt geliyor denilince çooook şaşırdım. yani yıllardır hayal ürünü sanarken meğerse kadın gerçekmiş bayaa da iyi bi patenciymiş :) öyle olunca hocama sempatim ve saygım daha da arttı. saygılar hocam , büyüksünüz . . .
katarina witt de şunları yapmış yahu:
2 time Olympic Gold Medalist
4 time World Champion
6 time European Champion
8 time National Champion
(bariz copy paste di mi;p)
çentik : katarina witt'in fotosunu bulmak için googleda yazdım, çıkan sitelere tıklıyorum. bi baktım onun(witt'in) mustehcen fotoları var(artık hakkaten kendisi mi bilmiyorum o kadar;p) , adam gibi şöle patenle falan bi fotosunu buluncaya kadar canım çıktı bayaa site geçtim bi Türkçe sitede bulabildim :)

... muhtar teyze ...

seçim için bi form felan doldurmak gerekiyormuş, ilk kez oy kullancaz ya ondan. gittim mahallenin muhtarına. kalabalıktı bayaa. uzun bi girişi var muhtarlık barakasının(küçük kulübe gibi bi yer, çay bahçesi gibi bi yerin içinde). o kalabalık ben giriş yolunu katederken hep bana baktı. nese dedim görmezlikten gelip sıra gibi kuyruk gibi bi oluşumun en arkasına geçtim.muhtar teyzemiz pek yavaşmış, bi abi öyle söyleniyodu hatta şöyle "bi saatte 3 form doldurdu yahu bi tuşu bulamıo bilgisayarda ben olsam..." diye;p derken bana kıl bakan kişilerden biri(dişleri sigaradan mahvolmuş, uzun boylu kır saçlı deri ceketli amca abi karışımı;P) bi bayana yardımcı olurken kulak misafiri oldum, form kalmadı getircekler simdi felan diyordu. neyse dedim ona bişiler sorup bekledim biraz ve döndüm eve. akşama dogru annem gittiğinde formların gelmediğini söylemiş muhtar teyze ve başka bi formu doldurup ona yeni yazarız falan hallederiz demiş. ve niye geç kaldı bu kadar felan demiş. şimdi ben bu lafa o kadar gıcık oldum ki. 1 mart son gün diyorsunuz, 1 marttan önce geliyorum ve niye geciktiniz diyosunuz be teyzecim. sanki 1 martı geçirdim. bu 08:30da olan derse 08:27de gelen bi kişinin geç geldiğini söylemek gibi bir şey! hayret bir olgusunuz ;p güldüğüme bakmayın, sinirden gülüyorum . . :)

... yağmurdan kaçarken ...

yagmurlu bir sabahtı ve ben fakülteme yol almaktaydım. hastanenin önünde yürürken etrafta kimsenin olmadığını farkettim, eee hava yagmurlu olunca yaya trafiği azalmıştı tabi. yolun kenarından akan su dikkatimi çekti. dedim yolu iyi yapmışlar, kenarda birikmiş sular, akı akı veriyor su giderine dedim.derken arkamdan bir araba sesi duydum. elimde şemsiye tetikteydim, arabaya doğru döndüm. arabanın kaldırımda olan tek kişi olarak beni farkettiğini düşündüm ama yine de tetikteydim şemsiyeyi aşağıda kalkan olarak tutmak için. araba su sıçratarak gelirken yavaşladı biraz, ya da ben öyle sandım. su sıçratarak yanımdan geçti!! ben yavaşladığını dusunup guvendiğim için şemsiyeyi kalkan olarak kullanmamıştım! tabii etrafta kimse olmadığı için rahatça küfrü bastım. hemen arkasından yine su sıçrata sıçrata bi araba daha geliyordu.bu seferki yanımdan geçerken yavaşladı ve sonra tekrar hızlandı. biraz ilerde hastanenin girişi vardı. beni ıslatan "mavi reno" orada durmuştu. ben normal yurume hızımda gittim. hastanenin güvenlik görevlilerinden biri şoförle konuşuyordu. ben yavaşça yanlarına sokuldum. güvenlik "napıyorsun sen yahu! yavaş gitsene" diyordu. soför de" hız levhası koysalarmış, yolu eğimli yapsalarmış" felan diyordu. ben de "baksana halime yahu" gibilerinden iki kolumu açarak jest ve mimik yaptım. ama çok kalmadım hemen ilerlemeye başladım.arkamdan güvenlik "ben olsam şemsiyeyi gaffasına geçirdiydim!" dedi. ben de "naapcan işte yau, boşver,değmez" dedim (o jest ve mimiği yaptım), ama duydu mu bilmiyorum;).gerçi o noktada güvenlikçiyi arkama alıp tartışmaya girmek vardı ama, yeterince ıslandığım için hemen kantine varmak istediydim. buradan o takoz herifi kınıyorum ve aniden çalışan fıskiyelerle ıslansın, küçük bi çocuk suratına tükürsün, yagmurda şemsiyesi bozulsun e mi demek istiyorum ! ! . . güvenlikçi olduğunu düşündüğüm abiye de, "helal olsun kıyak adammışsın" demek istiyorum.

11 Şubat 2007

... sömestr kiki ...

tatilin 2. yarısında böceğim papatya prensesim duygucum geldi. her günümü onunla geçirdim. çoook mutlu oldum. her şeyi unuttum, bir tek o vardı aklımda. çok da iyi oldu :) keşke hayat bu kadar basit olsa, güzellikleri yaşamak zor, zahmetli olup ve elimizde olmayan nedenlere bağlı olmasa ;/ gerçi bu güzellikleri eninde sonunda yakalamak da bir şans. neyse derin konular bunlar :) güldüğüme bakmayın sinirden gülüyorum ;p her gelişinde ayrı bir sevgi doğuyor içimde, hayranlık caddeleri oluşuyor beynimde, ne şanslı bi şahsiyet olduğumu anlıyorum. bu kadar şanslı olmak için ne kadar sevap işlediğimi iyilik yaptığımı düşünüyorum, lakin bulamıyorum ;)) Allah nazarlardan saklasın. bazen onunla bu kadar düşünce ve anlayış paralelliğinde olduğum için "şaşırgan otuna ve mutluluk abidesine" dönüşüyorum ki anlatamam :) aslında sık sık dönüşüyorum, bayaa bayaa benziyoruz diyeceğim ama buna "benzemek" değil "aynı yahu" denir diye demiyorum. buraya çok mu "duygu"sal şeyler yazdım kestiremiyorum ama insan güzel şeyleri paylaşıp hissiyaatını arttırmak istiyor. ayrıca bunları buraya yazmak yeri değil falan diyen de olabilir de napayım içimden geldi , delikanlı insanız sonuçta ;p hem pek de bir şey yazdım sayılmaz, türkçe eksikliğimden mi bilmiyorum ama hissettiklerimin anca %10unu ifade edebiliyorum (gerçek : kelimeleri kifayetsizliği) . son olarak, iyi ki geldi ve beni mutlu mesud bahtiyar etti duygum diyerek yazının ana fikrini özetlercesine bitiriş yapmak istiyorum ;p yapıyorum . . .

... sömestr bir ...

çok yoğun bir sömestrdi ;p yok aslında çok yoğun değildi çook güzeldi diyebilirim. tatilin ilk yarısında emir beyler geldiler. bi kaç gün ağırladık. hastalandı falan bi garipti ;p ama bizim yuzumuzden hastalanmadı onu da söyleyeyim. hava değişikliği falandır heralde sebep. bizde kaldığı bir gece sırılsıklamın coverını yaptık. daha modern rock tadında, daha sert bi soundla, ama yine sırılsıklam yine çırılçırıl :) ondan sonra daha bir sürü gezdik tozduk yedik içtik falan felan derken bi gün merve hanımla tanışma fırsatını yakaladım ve tanıştım. hörmetlerimi sunarım burdan kendisine ;p asıl bir hadise anlatayım burda konseptimiz yüzeyel detaylar olduğu için ;p :
emir beyin şoförlüğünde ezgi hanımı ziyarete gidiyorduk, saat biraz ileri(baya) hava da karanlıktı(doğal olarak). zaman gec oldugu için antalyamızın güzide sür'at tutkunları da trafikteydi. sağlı sollu şahinler, serçeler, muratlar kasislere çukurlara aldırmadan hızlanıyorlardı. netekim hava karanlık olunca yolu bulamadık. bizi sağdan ara ara geçen beyaz serçeli amcaya sormaya karar verdik tabi onu yakalamamızı kırmızı ışık sağladı. ben araca bi baktım abaaoww pala bıyıklı bi amca korkunç bi simaa nese serin kanlıydık, "aç camı aç" işareti çaktım, amca da "ne var lan" der gibi kafasını salladı. ben yine "aç camı aç" işareti yaptım. amca kapıyı açtı !! ben biraz heyecanlansam da "sahil yoluna nasıl inebiliriz?" diye sorabildim. "hö??" işareti yaptık yine mimikleriyle;p bi daha sordum , ilerde yol sizi atıyor gibisinden bişi dedi. ben de eyvallaaaa dedim. sonra bulduk yolu. ama amcanın o kadar aç camı işaretimden sonra kapıyı açıp bana bakması sahnesini unutamıyorum ;))
daha bir suru vakaa olmuştu da sonra yazarım kısım kısım :)

10 Ocak 2007

... haydi çocuklar , Ay'a ...

Jerusalem Post ve Yediot Ahranot gazeteleri, İsraillilerin peynir-ekmek gibi ayda arsa satın aldığını yazdı. İsrail'deki 'Ay emlakçısı' Crazyshop'un sözcüsü Tom Wegner'a göre satışların başladığı 2000'den beri 10 bin İsrailli Ay'da mülk sahibi oldu. Bunlardan 1000'i, NASA'nın 5 Aralık'taki Ay'da üs inşası kararı sonrası arsa aldı. Dünyada satılan 40 milyon kilometrekarenin yüzde 10'u İsraillilerin eline geçti. Arsaların hektarı 120 dolardan satılıyor. Wegner, bu ilgiye "Bazı İsrailliler, Ay'da arsa almanın torunları için iyi yatırım ve orijinal bir hediye olduğunu düşünüyor" izahatı getirirken, Crazyshop'un CEO'su Daniel Yaron, şöyle diyor: "NASA'nın 2020'de güçlendirilmiş uluslararası üs kurma kararından sonra insanlar mülklerin birkaç yılda çok değerleneceğini düşünüyor. Şu anda bu arsayla yapılacak bir şey yok ama ileride olabilir. 70 yıl önce biri 'İsrail'de arsa satın al' deseydi 'Neden alalım ki' yanıtı verilirdi. Bu bir basiret meselesi." 1967’de BM üyeleri tarafından imzalanan bir antlaşmaya göre hiçbir ülke dünya dışındaki gezegen, gök cismi ya da yıldız üzerinde hak iddia edemiyor. 1984’te yapılan Ay antlaşmasında da aynı gerekçe yinelendi. Ancak, bu antlaşmaların hiçbirinde “özel sektörün ya da kişilerin böyle bir hak iddia edemeyeceğine yönelik” madde yok . Yani bir ülke ayda arsa sahibi olamaz ama bir insan olabilir. Bunu göze alan şirketler ayda arsa satmaya 20 yıl önceden başladı.
Güneş Sistemi'ni mülkü yapan adam . . . . Ay arsası fiyatlarının ABD'nin uzay programındaki ilerlemelere paralel olarak yıllar içinde fırlaması bekleniyor. Crazyshop satışları Amerikalı Dennis Hope adına gerçekleştiriliyor. Hope, başkasının üzerinde kayıtlı değilse ve itiraz eden yoksa bir gayrimenkulün kendi üzerine kaydedilebilebileceğini öngören uluslararası yasanın boşluğundan yararlanarak 1970'lerde dünya hariç tüm gezegenleri adına kaydettirmiş. Satıştan sonra mülk sahibine bir tapu ve arsanın fotoğrafla çekilmiş haritası veriliyor. BM Yıldızlar ve Gezegenlerarası Boşluk Anlaşması, devletleri uzayda arsa ticaretinden men ederken şahıslara yasak getirmiyor.
¤ Farklı kaynaklardan bu konudaki yazıları koydum. hayır kimin ayını kime satıyolar, ben de gok cisimleri için hak talep edebilir miyim gibi sorular geliyor aklıma en başta. çok değerlencekmiş ilerde krater kenarları falan ;p bi de ayın bir yüzü dünyaya bakıyordu sadece falan. çok karmaşık işler yahu bunlar , alsak mı ki ucuzken? :) alalım etrafını çitlerle çevirelim ya da mütahite verelim 1 dükkan 2 daire falan yeter bize eheueh ama olay pek ilginç değil mi??

31 Aralık 2006

... yıl bitiyor ...

" 2007 Antalya yılımız kutlu olsun ! " ıyy ne alaka yani gecen yıl da o zaman ankara yılıydı diye bana serzenişte bulunmayın. belediyemiz bu yazıları yapıştırtmış antalyamızın dört bir yanına :)) gelelim geride kalacak olan 2006 yılına. bu sene zarfında bayaa güzel olaylar yaşadım ve bu yılımı en güzel yıllarımdan biri olarak hatırlayacağım(yani not almam lazım hafızam iyi değildir ama ;p) belki de en güzel yılım hatta. bi şööyle flashback yapiim siz de roman gibi okuyun.
¤ benim 2006 yılım victoria's secret fashion show ile başladı. modayı yakından takip eden biriyimdir. çok başarılı bir showdu;p geyik bi yana izledim yani yalan mı söyliyim:) yeni yıla nasıl girersen öyle devam edermiş eheh belki uğur getirmiştir bilemiyorum,çünkü yeni yıla girerken eski yıllarımdan farklı bir bunu yapmıştım ve 2006m güzel geçti :)
¤
sömestr zamanımda istanbula gittim. emirlerde sibirya soğukları nedeniyle mahsur kaldım. bu zamanlarda dilara hanımı-ki yandaki fotosu çekilmek istemediği zaman çekilmiştir- ayağımıza kadar getirdik;p ayakları dert görmesin üşenmedi hiç. ama ucaktan indim ve kaldığım 5-6 gün boyunca istanbulda hiç güneş görmedim.sadece dönüşte uçağımı beklerken güneş gözükmeye başlamıştı.antalyaya döndüğümde hava günlük güneşlikti. bi kaç gün evde t-shirtle dolaşmıştım;p
¤ bir ara İsviçre Türkiye maçı vardı teheyy ;p ilk maçtan bi kaç saat once benim de halı saha maçım vardı. orda güümm!(hakkaten baya ses cıkmıştı) diye burnumun ustune bi kafa yediydim. bi kanama fln olmadıydı sadece acımıştı.sonra eve geldim.maçı izledim.akşam yatmadan once dişlerimi fırçalıyorum ki bi baktım hafif yamuk duruo yahu bu burun.sonra annem istersen acile gidelim dedi,gittik.orda da komik bayaa dialog olduydu sonra anlatırım.neyse filmimi çektiler.doktor aplamız "bu burun onceden zaten yamukmuş, yeni değil" gibisinden bişi dedi;p ben de doğrudur dedim eve döndüm;p o günden sonra dikkat ettim ki çoğu kişinin burnu hafif falsoluymuş :))
¤ aklıma geldi bi arada da gs şampiyon oldu son maçta ;p sevinç
gosterilerinde sabri amigoluk yapmıştı, adnan polat da gürleyerek(!) "saat kaaç" diye her tribüne sorduydu ;)
¤ 2006da mı oldu tam bilmiyorum ama dönemcenek saklıkente gitmiştik gezi maksatlı.saklıkent antalyamızın daglarında bir kayak merkezi, bilmeyenler öğrenmiş olsun. böyle temiz dağ havası, kar topu savaşımsı şeler yaparak eğlendik. bir ara "telesiyej" ile zirvedeki cafeye çıkalım dedik. çıkıyoruz, üstünde olduğumuz şeyin üstü açık bişiy;p yaani çıkarken her tarafımız acaaip dondu. bayaa da vakit aldı çıkmak. neyse ama zirve manzarası süperdi. indiğimizde aşağıdaki cafede berkay adlı fotodaki çocuk bizi çok sevdi, ki
biz de onu sevdik zaten. karede ertugrulun sevecen tavırlarını da görmektesiniz;p
¤ seçmeli resim dersimiz sayesinde bir san'at eseri meydana getirme imkanım oldu. resim aslında orhan taylanın bir eseri. başlarda yapacağımız tablo için ben bir doğa resmi seçmiştim zaten insan resmi çizmeyi hiç beceremediğimi düsündüğüm için.resim hocamız nurhan bey sayesinde bu resmi seçtim ve büyük ölçüde üstesinden geldiğimi düşünüyorum. ayrıca olbiamızda sergilenmiştir tablom:))
¤ hayatımın köşelerinden birine gelmiştim. başlangıcın başlangıcı olan dakikalardan biri de bu. pınar o anı ölümsüzleştirmiş çaktırmadan. beyzade benim açımdan tarihi anlarından birini yaşıyor ;p
¤ başlangımız ise bir cumartesi günü beachparkta biraz oturduktan sonra gizli bahçedeki emre aydın konseriydi ama emre aydından ziyade musti urazoğlan özdeyiş k.emir beyler bizim keyfimize keyif katmaktaydılar. karanfilleri nerden buldularsa artık :) bu anı ölümsüzleştiren ise o dakikalarda yanımda olan duygucum ve ayrıca bu karanfiller hala bizde bulunmaktadır :)
¤ en kötü espri yarışması birincisi seçildim-ki önceki sene juri özel ödülüm vardı bu yarışmada-;)) bu anda esprinin devamını anlayan k.emirin kopuşunu görmektesiniz.
¤ bir ara emir bey antalyamıza teşrif ettiler. grup gas olarak bir albüm çıkardık. grubumuzun üyeleri emir bey, medico eren ve ben, albümün adı ise "kelepçe"ydi.
¤ yazın bi batı karadeniz gezisi yaptıydık sülalecenek.ben finali olur olmaz yola cıktıydık ehehk bi hafta mıydı neydi gezihatta istte bittiydi. daha sonra antalyaya bizim oglanlar gelmiş liseden. tabi okullar tatile girince. oyle olunca gece kofteciye gidip sahilde muhabbet etmek kaçınılmaz oluyor. biz de öle yaptık bi çok kez :)
¤ yazın her fırsatta canım duygumla buluştum,hatta her gün diyebilirim ;) yani en çok sevdiğim şeyi yaptım. aslında onun içinde bulunduğu bütün olayları, faaliyetleri seviyorum zaten . . .
¤ oğlum dünyaya geldi. adı memet. pek sağlıklı pek hareketli maaşallah. perdeden ışığa atlamayı, ordan koltuğa atlayıp yuvarlanmayı çok seviyor:) onunla, ibrahim kutluayın cocuguyla verdiği poz gibi naturel bir poz verdim;p Allah analı babalı buyutsun ehehe
¤ tabii bütün yıl boyunca ben-ertugrul-huseyn-eren 4lümüz hiç bozulmadı. hatta antalyada oldukları zamanlarda da irem-pırıl-öske 3lüsü bize eşlik ettiler. bu kare de her sezon başında olan tıp şöleninden. bağımsız bir şölenimizin olması hoş bişiy;p
¤ duygum üniversite-başkent üni.- eğitiminden dolayıdır ki ankaraya gitmişti. özlem hat safhadayken ramazan bayramı sayesinde antalyaya geldi. çok tatlı çok değerli zamanlar geçirdik. çoook güzeldi. bazen semra hanımlar da bize eşlik etti.
¤ hep beraber eğlenmelerimiz fırsat bulabildikçe devam etti,yani fırsatları degerlendirmeye çalıştık diyebiliriz. fırsatların önündeki en önemli engel ise derslerin yoğunluğuydu.
¤ irem ve ceren hanımlara eve çıkmalarından dolayı hayırlı olsuna gittik. mukemmel yemekler hazırlamış fotograftaki kızlarımız. elinize sağlık ve tekrardan hayırlı olsun;p
(bi fotoda hüso,diğer fotoda ertugrul çıkmadığı için 2 farklı versiyon koydum;))









¤ duygucum bir balığa evinin
kapılarını açtı. hatta akvaryumunu-fanusunu açtı ;p balık hayati beye de selamımı iletiyorum çok karakterli delikanlı biraz agresif bir balıkmış duyduğuma göre :) duygunun hayati beyle çekindiği bu fotoğrafın sanatsal acıdan takdire uygun oldugunu söylememem elde değil ;p
¤ yılın son pdö oturumunda
gitmeden önce biraz geyik çevirdik. soguk havada sımsıcak hastaneden cıkası olmuyor aslında insanın. hem eglenmiş hem biraz daha oyalanmış olduk ;p
eveeet . . . kah güldük kah üzüldük ve fotoğraflarla 2006 yılımın sonuna geldik ;p atladığım şeyler olabilir zaten hafızası iyi olan biri değilim. kah üzüldük dedim ya, aslında pek üzülmedim yahu ben bu yıl bayaa güzel geçti demiştim zaten ehehekeh. umarım yeni yıllar da sevdiklerimle beraber sağlıklı ve huzurlu geçer. haa sizin de geçsin tabii :) hepinize hayırlı seneler diliyorum efendim . . . haa bayramınız da mübarek olsa ya . . .
çentik : bu yazı için çok kastım yahuu, içimi dökmek istedim buraya, bu fotoları böyle düzenlemek ve bir yandan da özellikle sinir eden şey acaip acaip şeyler çıkaran pc ile boğuşmak! fln hooff rahatladım behh ama güsel oldu ;p yılın son yazısı için olsun bu kadarcık ;)

30 Aralık 2006

... yüzey-s-el ...

yüzeyel detaylar dediğim zaman "yüzeysel olmıcak o, lahooy düzeltivir onu" diyenleriniz oldu ;p ben de o kadar böyle detaylara takılmayalım, yüzeyel detaylar bunlar demiştim eheh. nese geçen günlerde pdö(bir ders işte) için bakınırkene ne göriim, taş gibi yazmışlar "yüzeyel refleksler" diye, sevindim tabi böle de kullanıldığını görmeme ehehe

... hünefe ...

dün akşam hatta ve hatta gece abim elinde 2 porsiyon künefeyle geldi. ki 2si de banaymış kendine de öyle almış ;p künefeyi karşımda gören ben anca ağzımın suları akarken kü-kü-hünefeğğ diyebilirdim :) fıstıktan da cimrilik yapmamışlar ha, bakın fotoyu çekmeden önce bi çatal almışım bile ehehe künefe sevmeyen var mıdır yahuu

29 Aralık 2006

... yemekhane öyküleri ...

akmaya başladım haa yazmaya yazmaya ;) hadiseyi anlatayım hemen. bizim yemekhanede ustunde yemek yenilen metal levhayı(yahu bunun adı ne ki?) yemeğini yedikten sonra geri götürürsün, verirsin, onlar yıkarlar işte (napcaklar başka di mi ;p). ama bu tabak bırakma sırasında bazen yığılma oluyor ve kuyruk oluşabiliyor. bir gün ben tabağımı erken bırakmıştım. benim geri kalan 3 arkadaş tabağı bırakmak için kuyruğa girdiler. ben de onlarla muhabbet ederek yanlarına durdum. onlar kuyrukta(hatta kuyruğun ortalarındalar), ben onların yanındayım(konumumu anlamanız için: kollarımı açarsam kuyruğa paralel oluyor kollarım,dayanamadım şekil çizdim;)). bi kaç saniye sonra arkamı bi döndüm, abaoow kuyruk oluşmuş ya benim arkamda :))) en az 6 kişi ellerinde tabaklar sıraya girmişler arkama, ama ben orda muhabbet için duruyorum, sıranın bi parçası değilim ki ahaha nese bunu görür görmez can havliyle kuyruktan öteye cıktım. arkamda oluşan kalabalık sıra da istenmeden de olsa keklendiklerini anladılar sanırım ;p yahu istesem kekleyemem bu kadar da elim bomboş sen kuyruktayım sanıosun arkama geçiyorsun ben napiim artık eheh hayır bi de gerçek kuyruğa 90 derecelik açı yapmışız sanki 4 yol ağzı mubarek ;p neyse arkadaşlar siz siz olun, girdiğiniz kuyruğun kuyruk olup olmadığına dikkat edin, her gördüğünüzün arkasına sıralanmayın ;p